logo

101 BİN KERE CUMHURİYET

Sezen Turhan

Sezen Turhan
sturhan016@gmail.com
101 BİN KERE CUMHURİYET

Herkese selamlar , bir Cumhuriyet kadını olarak uyanmanın gururunu yaşıyorum bugün de. Mustafa Kemal Atatürk ‘ün önderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin 101. Yılında bu bayramı coşkuyla kutlamak hepimizin görevi diye düşünüyorum. Atamızın izinde gururla yürüdüğümüz bu yolda daha aydınlık günlere çıkabilmek adına hepimizi bu ışığı söndürmemeye devam etmeye davet ediyorum. Laik Türkiye Cumhuriyeti Devletini koruyup kollamak kendini bilmez şaklabanlara bırakmamak adına daha da güçlenerek birlik olmaya davet ediyorum. Dil , din, ırk ayırımı yapmadan laiklik yolunda bir olmaya..
Son günlerde ülke gündemimizi meşgul eden bebeklere çocuklara yönelik acımasız eylemler yeterince can sıkmışken önüne geçebilmek adına merhamet vicdan diliyorum Allah’tan cümlemize, kaldı ki hiç bir vicdana hiç bir insanlığa sığmayan yaşananlar kan dondurucu, fakat gel gelelim asla ders alınmıyor üstüne üstlük en yenisi Kemer’de yaşandı demeye de dilim varmıyor ; inşallah duyduklarımız yalan haber olarak önümüze düşer demek istiyorum ancak bir gerçek var ki yine minicik bir çocuğumuz ilkokul çağına gelince kayıt yaptırılmamasından şüphelenilerek araştırılıyor.
Aileler yakınlar gözaltına alınarak ifadelerine başvuruluyor ancak sonuç değişmiyor kimse çocuğun yerini bilmediğini iddia ediyor, elbette Türk adaletine güvenerek çocuğun uzun süredir kaybolmasını yok oluşunu bir şekilde öğreneceğiz umarım umarım ikinci bir Narin vakası olmaz. Artık kimselere gücen kalmamışken tek yapacağımız çocuklarımızı fazlasıyla bilinçlendirmek ve devletimizin bu takiplerini sıkılaştırması çünkü ne yazıkki ebeveynlerde bu canice olayların içerisinden çıkıyor. Hangi vicdansızlıkla kendi evlatlarınızı sapıkça emellerinize dahi alet edebiliyorsunuz? Şimdi suçlu kim bu anne baba adaylarını yetiştiren ana babalar mı yada biz kendimiz mi yani hepimiz birer anne baba adayı isek suçlu kim? Nerede nasıl arayıp çözüm bulacağız? kendimce düşüncemdir ki mazur görünüz herkes anne baba hakkına sahip olmamalı öncelikle psikolojik durumlarına bakılmalı sonra maddi durum tahsil vs vs..
Bu durumun önüne geçebilmek için devletimizin bazı kriterleri araması gerektiğini düşünüyorum yukarı da saydıklarım belki bir kaçı kime ne kadar çocuk yapabileceğinin kararı inanın izinle verilmeli , bakın bu bahsettiğim kimsenin anne babalık hakkını ellerinden almak asla değil tamamen farklı bir durum söylemek istediğim şöyle ki neden hiç bir imkanı olmayan maddi yada manevi kendini tamamlayamamış her birey sayısız çocuk yapar ki kimse alıp başka taraflara da çekmesin herkes bakabileceği kadar imkan sağlayabileceği kadar çocuk yapabilmeli bana göre sadece karnını doyurmakla anne baba olunmuyor maalesef , ruhunu psikolojik olarak doyuramayacaksanız sayısız da çocuk yapamayacaksınız , rüştünü ispat eden evlilik yada gayri resmi çocuklar dünyaya getirerek kötü giden ülke ekonomisini sadece daha da kötüleştirmekten başka bir şey yapmıyor maalesef.
Demem o ki şu Cumhuriyet bayramlarını dünya yok olana kadar huzur ve emniyetle kutlamak istiyorsak bir an önce bazı tedbirler de alınması gerekli diyorum hepimizin Cumhuriyet bayramını sonsuz olması dileğiyle kutluyorum..
Sevgiler

318 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı?

    31 Aralık 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı? Cezaevlerinde tahliyeler başladı. Kapılar açıldı, umutlar yeşerdi. Ancak ne yazık ki sokaklara yansıyan manzara, bu umudu kısa sürede gölgeledi. Daha dün cezaevinden çıkan bazı isimlerin bugün yeniden suç dosyalarıyla anılır olması, toplumda haklı bir öfkeyi de beraberinde getirdi. “Gerçek cezalılar” diye tabir edilen, suçu yaşam biçimi haline getirmiş kişiler, kaldıkları yerden devam ediyor. Ama madalyonun bir de diğer yüzü var. Bir de “kader mahkûmu” denilen bir gerçek var. Borç yüzünden, y...
  • Yangınlar Kader Değil, İhmallerin Sonucu

    23 Eylül 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Her yaz aynı manzara: Alevler yükseliyor, ormanlarımız kül oluyor, biz yine sadece izliyoruz. Sonra birkaç günlüğüne gündem oluyor, ardından unutuluyor. Ta ki bir sonraki yangına kadar… Artık açık konuşalım: Bu yangınların çoğu “kader” değil, ihmalin, duyarsızlığın ve sorumsuzluğun sonucu. Yetersiz önlemler, eksik ekipmanlar, geç müdahaleler… Ve en acısı, bilinçsiz insanların doğayı hoyratça kullanması. Bir ormana atılan izmarit, söndürülmemiş bir mangal, doğada bırakılan cam şişe… Bunların her biri sadece bir dikkatsizlik değil, cinayet...
  • MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ

    28 Ağustos 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Herkese selamlar, bu hafta ki köşe yazımın çok daha büyük bir önemi var, dilim döndüğünce gönlümdeki , zihnimdeki önemini paylaşmaya çalışacağım.. ÜLKENİN düşman işgalinden kurtulduğu büyük zaferin yıldönümü... Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe'den verdiği taarruz emri, genç Türkiye'nin özgürlük öncesi attığı son adım olarak geçti tarih sayfalarına. Saat 04.30'da Türk topçusunun ateşiyle başlayan Büyük Taarruz, Mehmetçiğin süngü savaşıyla devam ederken 30 Ağustos 1922'de savaş, Türk ordusunun kesin zafe...
  • İÇİMİZE SU SERPİN

    12 Ağustos 2025 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Efendim herkese selamlar dememi özlediniz diye düşünüyorum ) Epeydir köşe yazısı ile karşınıza gelemedim ancak içinde bulunduğumuz durumları da naçizane değerlendirmek istedim. Bildiğimiz üzere uzun zamandır orman yangınları ile mücadele ediyoruz , havanın sıcaklığı termometreleri dahi patlatırken olan yine güzelim ormanlarımıza , masum hayvanlara ve maalesef ki canını hiçe sayan şehitlerimize oldu. Nice ocaklara yine ateş düştü, vatanının bir karış toprağına , canlısına , zarar gelmesin diye canla başla çalışan kaç kişiyi de yangına kur...