Son Dakika


ANSİAD ev sahipliğinde; üniversiteler, meslek odaları, iş dünyası temsilcileri ve teknokentlerin dahil olduğu 30 paydaş kurumun rasyonel iş birliğiyle hazırlanan bu bildiri, şehrimizin iklim geleceğine dair ortak beklentileri stratejik bir çerçevede buluşturuyor.
Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, COP31 sürecini Antalya’nın uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirecek stratejik bir zemin olarak değerlendirdiklerini ifade ederek, sivil toplumun bilgi ve deneyimiyle bu sürece sunduğu katkının önemine dikkat çekti.
Başkan Özbek’in değerlendirmelerinin ardından, platform adına hazırlanan ortak bildiri metni ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv tarafından okunarak; ulaşım yönetiminden su kaynaklarının verimli kullanımına, dirençli kentleşmeden sıfır atık ilkelerine kadar pek çok kritik alandaki çözüm önerileri detaylandırıldı.



KEMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Çakmak da toplantıya katılım sağlayarak, iş dünyasının sürdürülebilirlik perspektifinde sürece aktif katkı sunmaya hazır olduğunu ifade etti.




COP31 SİVİL PLATFORMU ORTAK BİLDİRİSİ
Antalya’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olarak, 2026 yılında kentimizde
düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31)’in,
yalnızca uluslararası bir toplantı değil, Antalya’nın ve ülkemizin geleceğini şekillendirecek
tarihi bir fırsat olduğuna inanıyoruz.
Bu kapsamda, 25 Şubat 2026 tarihinde ANSİAD ev sahipliğinde bir araya gelen sivil
toplum temsilcileri olarak ortak irademizi, beklentilerimizi ve sorumluluk anlayışımızı
kamuoyu ile paylaşıyoruz.
COP31: Antalya İçin Bir Organizasyon Değil, Bir Dönüşüm Fırsatıdır
COP31’in Antalya’da düzenlenecek olması, kentimizi küresel ölçekte iklim
diplomasisinin merkezlerinden biri haline getirecektir. Ancak bu organizasyonun değeri,
yalnızca birkaç haftalık bir etkinlik olarak değerlendirilmemelidir.
COP31;
• Antalya’nın iklim direncini artırma,
• Yeşil dönüşümünü hızlandırma,
• Altyapı ve şehircilik kalitesini yükseltme,
• Sürdürülebilir turizm ve ekonomi modeline geçişini güçlendirme
için eşsiz bir fırsattır.
Bu fırsatın kalıcı kazanımlara dönüşebilmesi için merkezi yönetim, yerel yönetimler,
üniversiteler, meslek odaları, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi
kıymetlidir. Antalya bu sayede kalıcı ve örnek bir yönetişim modeline sahip olabilir.
Sivil Toplum Sürecin Aktif Paydaşı Olmalıdır
İklim değişikliği tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Bu nedenle:
• Antalya’daki sivil toplum kuruluşlarının COP31 hazırlık sürecine aktif ve kurumsal
olarak dahil edilmesi,
• COP31 sırasında gerçekleştirilecek yan etkinliklerde yerel sivil toplumun temsil
edilmesi,
• Kentin sorunlarını ve çözüm önerilerini uluslararası platformlara taşıyacak yerel bilgi
ve deneyimin görünür kılınması
büyük önem taşımaktadır.
Sivil toplum, bu süreçte çözüm üreten, katkı sağlayan ve sorumluluk üstlenen bir paydaş
olarak yer almaya hazırdır.
I. ANTALYA’NIN ORGANİZASYON KAPASİTESİ GÜÇLENDİRİLMELİDİR
COP31’in başarıyla yürütülebilmesi için kentte kapsamlı bir hazırlık süreci yürütülmesi
gerekmektedir. Bu çerçevede aşağıdaki başlıklarda acil planlama yapılmasını gerekli
görüyoruz:
1. Ulaşım ve Trafik Yönetimi
• Expo alanı ve şehir merkezi arasında yüksek kapasiteli ulaşım çözümleri
• Akıllı trafik yönetim sistemleri
• Toplu taşımanın güçlendirilmesi
2. Konaklama ve Lojistik
• Uluslararası delegasyonlar için planlı konaklama kapasitesi
• Güvenli ve hızlı transfer sistemleri
3. Güvenlik ve Afet Hazırlığı
• Kalabalık yönetimi planları
• Sağlık ve acil müdahale altyapısı
• Olası aşırı hava olaylarına karşı hazırlık
4. Çevresel Yönetim
• Atık yönetimi ve sıfır atık uygulamaları
• Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımı
• Karbon ayak izinin ölçülmesi ve azaltılması
COP31’in kendisi de düşük karbonlu ve çevre dostu bir organizasyon olarak
planlanmalıdır.
II. ANTALYA’NIN İKLİM RİSKLERİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ
COP31, yalnızca küresel iklim gündeminin konuşulacağı bir platform değil; aynı zamanda
Antalya’nın karşı karşıya olduğu risklerin uluslararası kamuoyu ile paylaşılması için
önemli bir fırsattır.
Antalya için başlıca iklim riskleri şunlardır:
• Su kaynaklarında azalma ve kuraklık
• Aşırı yağışlar ve sel riskleri
• Kıyı erozyonu ve deniz seviyesi yükselmesi
• Tarım alanlarının ve gıda güvenliğinin risk altına girmesi
• Turizm sektörünün iklim hassasiyetinin artması
• Orman yangınlarında artış
• Hızlı ve plansız kentleşmenin yarattığı kırılganlık
Bu risklere karşı bilim temelli, uzun vadeli ve entegre bir iklim uyum planı hazırlanması
artık bir tercih değil, zorunluluktur.
III. ANTALYA İÇİN ÖNCELİKLİ DÖNÜŞÜM ALANLARI
COP31 süreci, aşağıdaki alanlarda somut adımların atılması için bir milat olmalıdır:
1. Su Yönetimi
• Su kayıp ve kaçaklarının azaltılması
• Alternatif su kaynakları (geri kazanım, yağmur suyu, gri su)
• Tarımda su verimliliği
2. Enerji ve Karbon Azaltımı
• Binalarda enerji verimliliği
• Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması
• Yerel karbon azaltım hedeflerinin belirlenmesi
3. Sürdürülebilir Turizm ve Sürdürülebilir Tarım
• Düşük karbonlu turizm modeli
• Yeşil sertifikasyon sistemleri
• Kaynak verimliliği uygulamaları
4. Doğa ve Ekosistem Koruma
• Tarım alanlarının korunması
• Kıyı ve sulak alanların sürdürülebilir yönetimi
• Kent içi yeşil alanların nitelik ve nicelik olarak iyileştirilmesi
5. Dirençli Kentleşme
• İklim risklerine duyarlı imar planları
• Isı adası etkisini azaltacak kentsel tasarım
• Afet dirençli altyapı yatırımları
IV. COP31 ANTALYA İÇİN BİR VİZYON PROJESİNE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR
Bu kapsamda:
• Antalya için uzun vadeli Net Sıfır Yol Haritası hazırlanmalı
• COP31 sonrasında da devam edecek kalıcı izleme ve uygulama mekanizmaları
kurulmalı
• Merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, özel sektör ve sivil
toplumun yer aldığı çok paydaşlı bir iklim platformu oluşturulmalıdır.
V. ANTALYA’NIN ORTAK ÇAĞRISI
COP31 Sivil Platformu olarak;
• COP31’in ülkemiz ve kentimiz için önemli bir fırsat olduğunu destekliyoruz.
• Bu sürece bilgi, deneyim ve kurumsal kapasitemizle katkı sunmaya hazır olduğumuzu
beyan ediyoruz.
• Sivil toplumun hazırlık sürecine kurumsal olarak dahil edilmesini talep ediyoruz.
• COP31’in kalıcı çevresel, ekonomik ve sosyal kazanımlara dönüşmesi için gerekli
planlama ve yatırımların hızla hayata geçirilmesini bekliyoruz.
Aynı zamanda;
• Antalya’nın iklim risklerine dikkat çekiyor,
• Bilim temelli, katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışının benimsenmesini,
• Kentimizin sürdürülebilir ve dirençli bir geleceğe hazırlanmasını talep ediyoruz.
VI. SONUÇ
İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün en büyük kalkınma ve güvenlik sorunudur.
Antalya gibi turizm, tarım ve doğal kaynaklara dayalı bir kent için bu gerçek daha da hayati
önem taşımaktadır.
COP31, Antalya için bir vitrin değil; bir dönüm noktası olmalıdır.
Bugün atılacak doğru adımlar, Antalya’yı yalnızca bir turizm kenti değil; iklim uyumu,
yeşil ekonomi ve sürdürülebilir şehircilik alanında örnek bir dünya kenti haline
getirebilir.
Antalya sivil toplum kuruluşları olarak, bu dönüşümün sorumluluğunu paylaşmaya ve
ortak akılla çalışmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.
BENZER HABERLER