logo

KONYSİAD’ın konuğuHasan Subaşı oldu

KONYSİAD’ın konuğuHasan Subaşı oldu

Hasan Subaşı, Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KONYSİAD) mayıs ayı olağan toplantısına konuk oldu. Su Otel’de gerçekleştirilen toplantıda Antalya’nın geçmişi, bugünü ve geleceği ele alındı.

Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KONYSİAD) mayıs ayı olağan toplantısı yapıldı. Toplantının konuğu olan Antalya’nın ilk Büyükşehir Belediye Başkanı ve son İl Belediye Başkanı Hasan Subaşı, görev yaptığı dönemde yaşanan sorunları, belediyecilik anlayışını, Antalya’nın gelişim sürecini ve geleceğe yönelik görüşlerini anlattı.


“PLANLAMA KÜLTÜRÜ TÜRKİYE’DE GEÇ GELİŞTİ”

Açılış konuşmasını Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Kavazoğlu’nun yaptığı toplantıda, Yönetim Kurulu Başkanı İlhami kaplan Ve KONYSİAD Üyesi Ali Buldu ise toplantının moderatörlüğünü yaptılar.
Türkiye’de şehir planlama kültürünün geç geliştiğini söyleyen Hasan Subaşı, Batı ülkelerinde şehir planlamasının Orta Çağ’dan itibaren sistemli şekilde uygulandığını belirtti. Subaşı, “Biz şehir plancılarını ancak son 30-40 yılda yetiştirmeye başladık. Belediye başkanlığım döneminde Antalya’da yetişen yaklaşık 15 şehir plancısının tamamını belediyede görevlendirdim. Çevre mühendisleriyle birlikte çok güçlü bir ekip oluşturduk. O gün yetişen isimlerin önemli bölümü bugün hâlâ belediyelerde görev yapıyor. Daha önce bu çalışmalar çoğunlukla mimarlar eliyle yürütülmeye çalışılıyordu” diye konuştu.

“İMAR YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİK BÜYÜK REFORMDU”
1980’li yıllarda imar planlarını onaylama ve değiştirme yetkisinin belediyelere verilmesinin önemli bir reform olduğunu söyleyen Subaşı, rahmetli Turgut Özal döneminde yapılan düzenlemelerin belediyelere ciddi yetkiler kazandırdığını ifade etti. Subaşı, “Eskiden şehir planlarını İller Bankası ve Bayındırlık Bakanlığı hazırlardı. Belediyelerin şehir planı yapma yetkisi yoktu. Ancak 1983-1984 yıllarında yapılan değişikliklerle belediyelere plan yapma ve onaylama yetkisi verildi. Bu çok önemli bir reformdu” dedi.


“KOOPERATİFLEŞME PLANSIZ BÜYÜMEYİ TETİKLEDİ”
1984-1985 yıllarında toplu konut kooperatiflerinin yoğun şekilde teşvik edildiğini belirten Subaşı, bu süreçte Antalya’da kontrolsüz yapılaşmanın başladığını söyledi. Meltem başta olmak üzere birçok bölgede kooperatifleşmenin hızla yayıldığını anlatan Subaşı, “Tarım alanları satın alındı, belediyeler üzerinde baskılar oluştu ve bu alanlar imara açıldı. Sonuç olarak planlı şehir dokusunun dışında gelişen çok katlı yapılaşmalar ortaya çıktı. Bu durum şehircilik açısından büyük bir hataydı, hatta bir faciaydı. Göç ve gecekondu devam ettiği için çok katlı yapılaşma başladı. 15 katlı binalarda yangın çıkması halinde oraya müdahale edecek bir itfaiye aracının olmadığını ve bir yangın çıkıp felaket yaşanması halinde istifa edeceğimi düşündüm. Türkiye’nin imkanları çok kısıtlıydı, Ankara’ya gidip durumu anlattığımda bana gülerler ve “Antalya’da yoksa kimde var” derlerdi. İller Bankası geliri çok düşüktü, turizm firmalarının merkezleri Ankara ve İstanbul’da olduğu için Antalya’ya yansımazdı. Türkiye’ye bu durumu anlatamadım ancak Avrupa ve Dünya Bankası projeleri üreterek fonlardan kaynaklar aldık. Türkiye’de bu fonlardan en çok yararlanan kurumlardan biri olduk” ifadelerini kullandı.

“PLANSIZ YAPILAŞMANIN BEDELİNİ HÂLÂ ÖDÜYORUZ”
Plansız büyümenin belediyeler üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirten Subaşı, “Bu bölgelerde insanlar yaşamaya başlayınca belediyeler de mecburen su, elektrik, kanalizasyon ve altyapı hizmetlerini götürmek zorunda kaldı. Vatandaşın ev sahibi olması elbette önemliydi ancak plansız büyüme şehir bütünlüğünü bozdu. Bugün Antalya’nın birçok bölgesinde bunun izlerini hâlâ görüyoruz” dedi. Bu süreci durdurabilmek için özellikle dağlık ve yamaç bölgelerde planlama çalışmaları başlattıklarını anlatan Subaşı, kooperatifleri kontrollü alanlara yönlendirmeye çalıştıklarını söyledi.

“ASIL SORUN BELEDİYELERİN TEKNİK YETERSİZLİĞİYDİ”
Dönemin kararlarının çoğunun belediye meclislerinden oy birliğiyle geçtiğini belirten Subaşı, “Bu kararların kötü niyetle alındığını söylemek doğru olmaz. Herkes dönemin ihtiyaçlarını çözmeye çalışıyordu. Asıl sorun belediyelerin teknik kapasitesinin yetersiz olmasıydı” dedi. Bu nedenle üniversitelerden ve akademisyenlerden destek aldıklarını anlatan Subaşı, özellikle Mimar Sinan Üniversitesi’nden gelen uzmanların önemli uyarılar yaptığını söyledi. Subaşı, “Bize, ‘Gecekondu alanlarından korkmayın, onlar dönüşebilir alanlardır. Asıl tehlike plansız şekilde yapılan çok katlı toplu konutlardır’ dediler. Bugün bu tespitin ne kadar doğru olduğu açıkça görülüyor” diye konuştu.

“TURİZM GELİRLERİ ANTALYA’YA DÖNMÜYOR”
Turizm firmalarının merkezlerinin İstanbul ve Ankara’da bulunduğunu söyleyen Subaşı, elde edilen vergi gelirlerinin Antalya’ya yeterince dönmediğini belirtti. Subaşı, “Turizm Antalya’nın kaynaklarını tüketiyor ama gelirler başka şehirlere gidiyor. Belediyeler bu yükün altında eziliyor. O dönem bunu anlatmakta çok zorlanıyorduk” dedi. Bu süreçte Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve çeşitli kalkınma fonlarından yararlandıklarını belirten Subaşı, “Sürekli proje ürettik. Türkiye’de uluslararası fonlardan en fazla yararlanan belediyelerden biri olduk” ifadelerini kullandı.

“ŞEFFAFLIK YÖNETİCİLİĞİN TEMELİDİR”
Görev yaptığı dönemde şeffaf yönetim anlayışına önem verdiğini söyleyen Subaşı, seçim sürecinde mal varlığını, projelerini ve düşüncelerini açık şekilde kamuoyuyla paylaştığını belirtti. Subaşı, “Yönetime talip olan bir insanın halka karşı açık olması gerekir. Şeffaflık güven oluşturur. Belediyecilikte başarı; güven, katılımcılık ve şeffaflıkla mümkündür” dedi.

‘BÜYÜKŞEHİR YASASI DEĞİŞMELİ’
Antalya’ya daha iyi hizmet etmek için büyükşehir yasasından vazgeçilmesi gerektiğini belirten Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Hasan Subaşı, ilçelerin güçlenerek, köylerin eski statüsüne kavuşarak ve tarımı daha cazip hale getirerek köyden kente göçün önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekti” dedi.

“ANTALYA İÇİN YOKTAN VAR ETTİK”
Antalya’da birçok büyük projeyi yokluk içinde gerçekleştirdiklerini anlatan Subaşı, o dönemde en büyük sorunun finansman olduğunu söyledi. Subaşı, “Caddeleri açmak kolay olmadı. En büyük sorun para bulmaktı. Ama biz Antalya’da mezbahayı, otogarı, toptancı halini, yeni mezarlığı, altyapıyı, kanalizasyonu, kültür ve spor alanlarını yaptık. O gün verdiğimiz her sözü tuttuk. Şimdi dönüp baktığımda bazen ben bile nasıl başardığımıza şaşırıyorum” diye konuştu.

“ANTALYA KUZEY’E DOĞRU BÜYÜMELİ”
Antalya’nın artık kuzeye doğru büyümesi gerektiğini savunan Subaşı, kentin geleceğinin Döşemealtı ve Kuzeykent hattında olduğunu söyledi. Subaşı, “Biz aslında bütünsel bir plan yapabilseydik Antalya bugün çok farklı bir noktada olurdu. Şehrin yükünü kuzeye taşımamız gerekiyordu. Çünkü merkezde su, kanalizasyon ve altyapı yatırımlarını tamamlamıştık ancak göç sürekli merkeze gelmeye devam etti. Bu yoğunluk şehir merkezini zorladı” dedi. Toplu ulaşım sistemlerinin de kuzey-güney hattında geliştirilmesi gerektiğini belirten Subaşı, Antalya’nın kontrollü büyümesinin önemine dikkat çekti.

“KÖYLER YENİDEN GÜÇLENDİRİLMELİ”
Büyükşehir Yasası’nın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunan Subaşı, köylerin yeniden üretim merkezleri haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Subaşı, “Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerekiyor. Köyler yeniden üretime yönlendirilmeli. Tarım, hayvancılık ve kırsal turizm desteklenirse hem Antalya’ya göç azalır hem de kırsal kalkınma sağlanır” ifadelerini kullandı.

“DENİZLER İÇİN DE PLANLAMA GEREKİYOR”
Antalya’nın 640 kilometrelik sahil bandına sahip olduğunu hatırlatan Subaşı, deniz turizmi konusunda da kapsamlı planlama yapılması gerektiğini söyledi. Subaşı, “Nereye yat limanı yapılacak, nereye balıkçı barınağı kurulacak, kruvaziyer limanları nasıl planlanacak, bunların hepsinin düşünülmesi gerekiyor. Antalya gibi bir şehir deniz turizmini merkezine almak zorunda” dedi.

“ADIMIN KALDIRILMASI BENİ KIRDI”
Hasan Subaşı Parkı’nın isminin değiştirilmesine üzüldüğünü söyleyen Subaşı, bu kararın etik olmadığını savundu. Subaşı, “Çünkü hukuki veya etik bir uygulama olmadı. Hasan Subaşı ismini Muratpaşa Belediyesi oybirliği ile almıştı, ben onaylamadım. Hatta Subaşı Caddesi’nin ismini de onaylamamıştım benden sonra onayladılar. Bekir Kumbul döneminde bir anda karar alındı ve kimsenin itiraz edemeyeceği düşünülerek Atatürk ismi verildi. Şu anda o parkın kayıtlarda bir ismi yok. İsim değişikliği, meclis gündemine getirilmeden yapılmıştır. Konyaaltı Caddesi’ndeki parkın ismi de Atatürk. 500 metre arayla iki tane Atatürk parkı olur mu? Bu durum Bekir Kumbul’a yakışmadı ve bu durum beni üzdü, kırdı. Benim için bir kayıp değildi ama bunu yapanlara yakışmadı” diye konuştu.

“ANTALYASPOR BENİ BELEDİYEDEN DAHA ÇOK YORDU”
Antalyaspor hakkında da değerlendirmelerde bulunan Subaşı, kulübün kendisini belediye başkanlığından bile daha fazla yorduğunu söyledi. Subaşı, “Antalyaspor beni belediye kadar değil, belediyeden daha fazla yordu. Öyle dönemler oldu ki maç izleyemez hale geldik. Kocaelispor ile kardeş takımız ama bundan farklı anlam çıkarılmamalı. Antalyaspor’un bu maçı iyi oyunla kazanacağını düşünüyorum” dedi.

ESKİDEN DE ÇALIŞMALAR BÖYLE İŞLERDİ
Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Hasan Subaşı, “Belediyelerin yeri geldiğinde imkanları kısıtlı kalır. Böyle durumlar hala da sık sık yaşanır. İş insanları belediyelere geldiğinde iş makinası greyder gibi katkılarda bulunurlar. Bunlar şehrin kalkınması için gerekli, işlerin hızlı bitmesi için gerekli olan şeylerdir. Şimdilerde bu tarz şeylerin altında başka anlamlar aramak bu gibi işlere başka isimler vermek doğru değil” dedi.

49 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ