Son Dakika


Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı?
Cezaevlerinde tahliyeler başladı. Kapılar açıldı, umutlar yeşerdi. Ancak ne yazık ki sokaklara yansıyan manzara, bu umudu kısa sürede gölgeledi. Daha dün cezaevinden çıkan bazı isimlerin bugün yeniden suç dosyalarıyla anılır olması, toplumda haklı bir öfkeyi de beraberinde getirdi. “Gerçek cezalılar” diye tabir edilen, suçu yaşam biçimi haline getirmiş kişiler, kaldıkları yerden devam ediyor.
Ama madalyonun bir de diğer yüzü var.
Bir de “kader mahkûmu” denilen bir gerçek var. Borç yüzünden, yanlış bir imza nedeniyle, bir anlık öfke ya da çaresizlikle cezaevine düşmüş insanlar… Suç makinesi olmayan, topluma yeniden kazandırılabilecek, pişmanlığını omuzlarında taşıyan binlerce kişi. Aynı kapıdan çıktılar ama aynı kefeye konuldular.
Asıl soru şu:
Bu ayrım neden yapılmıyor?
Bir yanda dolandırıcılığı meslek edinmiş, insanları sömürmeye alışmış, her fırsatta yeni mağdurlar yaratan tipler… Diğer yanda hayatı boyunca suçla yan yana gelmemiş ama sistemin dişlileri arasında ezilmiş insanlar. Aynı cezaevi, aynı tahliye, aynı bakış.
Peki ya bu dolandırıcılar, bu profesyonel suçlular ne olacak?
Neden en çok onlar “yeniden aramızda” oluyor da, dürüst bir hayat kurmaya çalışanlar toplumdan dışlanıyor?
Ceza, sadece dört duvar arasında geçirilen zaman mıdır?
Yoksa asıl ceza, adalet duygusunun yitirilmesi midir?
Toplumun güvenliği için tahliye bir lütuf değil, ciddi bir sorumluluktur. Kimlerin gerçekten ıslah olduğu, kimlerin ilk fırsatta yeniden suçun yolunu tuttuğu artık açıkça ortadayken, hâlâ kör bir eşitlikten söz etmek vicdana sığar mı?
Soruyorum size:
Suçun bedelini kim ödüyor?
Ve biz gerçekten doğru insanları mı affediyoruz?
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
23 Eylül 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
28 Ağustos 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
12 Ağustos 2025 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
03 Temmuz 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler