logo

SEVMELERE DOYAMADIKLARIMIZ..

Sezen Turhan

Sezen Turhan
sturhan016@gmail.com

Herkese selamlar..

Malum bu hafta konumuz ağır , yarın hayata geliş sebebimiz bedeninde can bulduğumuz annelerimizin günü , buna binayen bende bir kaç satır birşeyler söylemek istiyorum.

Annelik kisvesi altında kölelik, cefakarlık, fedakarlık kisvesi altında kadının kendinden vazgeçmesi beklenirken , anneliğin kutsandığı ülkede anneler hırpalanıyor, öldürülüyor, görmezden geliniyor. Oysa bu ülkenin en büyük yükünü kadınlar çekiyor diyebiliriz. Meclis koridorlarında nöbet tutan kadınlar, yasal ve sosyal haklarından vazgeçmemek adına birlikte davranmayı, dayanışmayı sürdürüyor.

Özel gün kutlamaları hayli zordur. Beklenti yaratır hepimizde “Benim için en büyük hediye sizin varlığınız” dense de reklamlar, sosyal medya, diziler o çıtayı tüketim üzerine kurmuştur bir kere.

Sevgililer günü takı, anneler günü küçük ev aletleri pazarını canlandırır. Pırlantasız Sevgililer Günü düşünülemez denir , mayısın ikinci haftasında ise blender’sız mutfak kalmaz. Garanti süresi bir yılla sınırlı üretilen bu aletler, “düğmesine basınca bir de ışığı yanıyor” gibi küçük teknolojik gelişmelerle kendini yeniler, ‘yeni’ sürüm üzerinden yeni pazarlar yaratır. Reklamlar yoğuranı ayrı, doğrayanı ayrı, şekil vereni ayrı, pişireni ayrı aletlerle dolu mutfakları pazarlar.

Marketing Türkiye için yapılan bir araştırmada annelere anneler günü deyince ilk ne düşündükleri sorulmuş. Büyük çoğunluk “mutluluk” yanıtı vermiş. Kendi annesini, evladını düşündüğünü belirtenlerin yanı sıra, “özel hissetmek, hatırlanmak” yanıtı verenler de az değil. Araştırma sonucuna göre, anneler en çok çiçek almaktan mutlu oluyor. Giysi ve kozmetik ürünler ikinci ve üçüncü sırada. Çok pazarlanan küçük ev aletleri listenin sonlarına yerleşmiş oysaki her nedense anneler günü geldiğinde hep bir küçük ev aleti alma peşine düşmez miyiz?

Hediyeyi alt sıralara yerleştiren anneler sadece “hatırlanmak” istemişler oysa ki. Kadınlar doğar, büyür, evlenir ve çocuk sahibi olur. Sonra o çocuğun bakımını büyük ölçüde kadınlar üstlenir. Sadece çocuklarına değil eşlerine de annelik yapar kadınlar. Pişirir, yedirir, temizler, giydirir, hasta olur bakar. Sonra yılda bir gün bu görevleri yaptığı için “hatırlanır”, hediye alır, kendini özel hisseder. Ertesi gün gömlek neden yıkanmamış, yemek neden vaktinde pişmemiş, havlular neden değişmemiş tartışmalarıyla başka türlü ‘hatırlanır’. Bunlar öyle görevlerdir ki paylaşılmaz, biri evde iş yapıyorsa onun adı “yardım” dır. Erkek kendi gömleklerini ütüleyerek eşine ‘yardım’ eder, çocuk odasını toplayarak annesine ‘yardımcı’ olur.

Sorumlulukların bu şekilde paylaşıldığı bir evde daha az yorulanların sessiz ittifakıyla düzen sürüp gider. Bu düzeni değiştirmek isteyen kadınlar huysuzlukla, geçimsizlikle itham edilir. Annelik kisvesi altında kölelik, cefakarlık, fedakarlık kisvesi altında kadının kendinden vazgeçmesi beklenir. Çocuğum yok diyen bir kadına ya “hay allah olmuyor mu?” diye sorulur ya da “olur olur üzülme” denir. Anne olmayı tercih etmemiş olması düşünülemez bile ve zaten bu düşüncesini ifade ettiğinde yargılanacağını bilir.

Toplumun bütün makbul sınavlarına rağmen, kendi gibi kalmayı başarıp mutlu çocuk büyütmeyi başarabilen ve maalesef her gün en az bir kadının öldürüldüğü ülkemizde, ”süper gücün ”günü kutlu olsun , hepimizin tüm annelerin ve anne adaylarının gününü sevgiyle kutluyorum..

293 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı?

    31 Aralık 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı? Cezaevlerinde tahliyeler başladı. Kapılar açıldı, umutlar yeşerdi. Ancak ne yazık ki sokaklara yansıyan manzara, bu umudu kısa sürede gölgeledi. Daha dün cezaevinden çıkan bazı isimlerin bugün yeniden suç dosyalarıyla anılır olması, toplumda haklı bir öfkeyi de beraberinde getirdi. “Gerçek cezalılar” diye tabir edilen, suçu yaşam biçimi haline getirmiş kişiler, kaldıkları yerden devam ediyor. Ama madalyonun bir de diğer yüzü var. Bir de “kader mahkûmu” denilen bir gerçek var. Borç yüzünden, y...
  • Yangınlar Kader Değil, İhmallerin Sonucu

    23 Eylül 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Her yaz aynı manzara: Alevler yükseliyor, ormanlarımız kül oluyor, biz yine sadece izliyoruz. Sonra birkaç günlüğüne gündem oluyor, ardından unutuluyor. Ta ki bir sonraki yangına kadar… Artık açık konuşalım: Bu yangınların çoğu “kader” değil, ihmalin, duyarsızlığın ve sorumsuzluğun sonucu. Yetersiz önlemler, eksik ekipmanlar, geç müdahaleler… Ve en acısı, bilinçsiz insanların doğayı hoyratça kullanması. Bir ormana atılan izmarit, söndürülmemiş bir mangal, doğada bırakılan cam şişe… Bunların her biri sadece bir dikkatsizlik değil, cinayet...
  • MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ

    28 Ağustos 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Herkese selamlar, bu hafta ki köşe yazımın çok daha büyük bir önemi var, dilim döndüğünce gönlümdeki , zihnimdeki önemini paylaşmaya çalışacağım.. ÜLKENİN düşman işgalinden kurtulduğu büyük zaferin yıldönümü... Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe'den verdiği taarruz emri, genç Türkiye'nin özgürlük öncesi attığı son adım olarak geçti tarih sayfalarına. Saat 04.30'da Türk topçusunun ateşiyle başlayan Büyük Taarruz, Mehmetçiğin süngü savaşıyla devam ederken 30 Ağustos 1922'de savaş, Türk ordusunun kesin zafe...
  • İÇİMİZE SU SERPİN

    12 Ağustos 2025 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Efendim herkese selamlar dememi özlediniz diye düşünüyorum ) Epeydir köşe yazısı ile karşınıza gelemedim ancak içinde bulunduğumuz durumları da naçizane değerlendirmek istedim. Bildiğimiz üzere uzun zamandır orman yangınları ile mücadele ediyoruz , havanın sıcaklığı termometreleri dahi patlatırken olan yine güzelim ormanlarımıza , masum hayvanlara ve maalesef ki canını hiçe sayan şehitlerimize oldu. Nice ocaklara yine ateş düştü, vatanının bir karış toprağına , canlısına , zarar gelmesin diye canla başla çalışan kaç kişiyi de yangına kur...