logo

Sapla Samanı Karıştırmadan, Antalya’nın Güzelliklerine Bakalım

Sezen Turhan

Sezen Turhan
sturhan016@gmail.com
Sapla Samanı Karıştırmadan, Antalya’nın Güzelliklerine Bakalım

Antalya’da, özellikle de Kemer’de son dönemlerde bazı tartışmalara bakıyorum da insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Biz gerçekten bu şehrin güzelliklerini mi konuşmak istiyoruz, yoksa her güzel işin üzerine bir parça siyaset serpiştirip tadını mı kaçırıyoruz?


Ben şahsım adına bundan böyle tercihini daha net ortaya koymak istiyorum: Antalya’nın güzelliklerini, Kemer’in değerlerini ve bölgemizde yapılan iyi işleri daha fazla paylaşmayı yeğleyeceğim.

Çünkü Antalya, kimimizin doğduğu, kimimizin doyduğu, kimimizin çocuklarını büyüttüğü memleket.

Turizm bu kentin yalnızca ekonomik faaliyeti değil; binlerce insanın ekmeği, emeği ve geleceği. Kemer ise Antalya’nın turizm vitrininin en önemli parçalarından biri.

Elbette eksikleri konuşacağız. Yanlış gördüğümüzü eleştireceğiz. Kamu adına soru sorulması gerekiyorsa soracağız. Fakat her yapılan güzel işin altında başka bir hesap aramak, her olumlu gelişmeye kulp takmak ve Kemer’i sürekli kötü gösteren bir dil kullanmak ne bölgeye ne de bu şehirde yaşayan insanlara fayda sağlar.

Kemer’de güzel şeyler de oluyor.

Bazen işgüzarların, elini taşın altına koymadan bangır bangır bağırdığı sözlere ve haber başlıklarına bakınca, sanki Kemer’de hiç iyi bir şey yapılmıyormuş gibi bir tablo çiziliyor.

Oysa gerçek hayat, sosyal medya başlıklarından çok daha büyük.

Örneğin Kemer Devlet Hastanesi’nin sağlık hizmetlerinde geldiği nokta ortada. Vatandaşın daha nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesi için ortaya konulan emeği görmezden gelmek, sırf siyasi tartışmaya malzeme çıkarmak adına yok saymak bana doğru gelmiyor.

Bu noktada Başhekim Çağdaş Dağlı’nın ortaya koyduğu emeğin de hakkını teslim etmek gerektiğine inanıyorum.

Bir hastanenin gelişmesi, yeni hizmetlerin vatandaşla buluşması, sağlık hizmetinin kalitesinin artması siyasi görüş meselesi değildir.

Hasta iktidara da muhalefete de oy verebilir; ama hastalandığında iyi sağlık hizmeti ister.

İşte mesele tam olarak budur.

Benim anlayışım da bundan ibaret.

Kim iyi bir iş yapıyorsa, kim yaşadığımız bölgeye katkı sunuyorsa, kim taşın altına elini koyuyorsa, onun yanında olmak benim için siyasi parti meselesi değildir.

İktidar olsun, muhalefet olsun…

Antalya’ya, Kemer’e, bölgemize bir çivi çakan, bir hizmet kazandıran, vatandaşın hayatına dokunan her siyasetçinin, her bürokratın, her kamu görevlisinin ve her vatandaşın naçizane destekçisi olmaya devam edeceğim.

Çünkü benim derdim birilerinin siyasi hanesine puan yazmak değil; yaşadığımız şehrin hanesine artı yazılması.

Kemer’de yeni bir yatırım mı var?

Paylaşalım.

Bir kamu kurumu daha iyi hizmet mi veriyor?

Söyleyelim.

Bir sağlık hizmeti gelişiyor mu?

Hakkını teslim edelim.

Esnafın yüzünü güldürecek bir çalışma mı yapılıyor?

Destekleyelim.

Turizme katkı sağlayacak bir proje mi hayata geçiyor?

Anlatalım.

Çünkü iyi olanı anlatmak yandaşlık değil, memleket sevdasıdır.

Eleştiri elbette olacak. Ancak eleştirmekle karalamak arasındaki farkı da bilmek gerekiyor. Sürekli kötüleyen, sürekli kusur arayan ve hiçbir zaman çözümün parçası olmayan anlayışın Kemer’e ne kattığını da artık sorgulamak gerekiyor.

Ben bundan sonra biraz daha farklı bir pencereden bakacağım.

Antalya’nın denizini, doğasını, tarihini, insanını; Kemer’in güzelliklerini, yapılan hizmetleri ve bu bölge için emek verenleri daha fazla anlatacağım.

Varsa yanlış, yine söyleriz.

Ama doğruya da doğru deriz.

Çünkü memleketçilik, sadece yanlışları bağırmak değildir.

Bazen güzel olanı görmek, emeği takdir etmek ve yapılan iyi işin yanında durmak da memleketçilikten sayılır.

Ve son söz:

Sapla samanı karıştırmadan, siyaseti hizmetin önüne koymadan, Antalya’nın ve Kemer’in değerini hep birlikte koruyalım.

Çünkü siyasetçiler gelip geçer.

Görevler değişir.

Partiler değişir.

Ama Antalya burada kalır, Kemer burada kalır.

Biz de burada yaşamaya, burada kazanmaya ve çocuklarımıza bu güzel memleketi bırakmaya devam ederiz.

O halde biraz daha iyiyi görelim, biraz daha güzeli anlatalım.

Çünkü Antalya’yı karalamak kolay; Antalya’nın kıymetini bilmek ise asıl marifettir.

Etiketler: » » » » » » »
8 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sapla Samanı Karıştırmadan, Antalya’nın Güzelliklerine Bakalım

    28 Ağustos 2026 Antalya, Genel, Kemer, Kemer Güncel, KONYAALTI, Köşe Yazıları, Turizm

    Antalya’da, özellikle de Kemer’de son dönemlerde bazı tartışmalara bakıyorum da insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Biz gerçekten bu şehrin güzelliklerini mi konuşmak istiyoruz, yoksa her güzel işin üzerine bir parça siyaset serpiştirip tadını mı kaçırıyoruz? Ben şahsım adına bundan böyle tercihini daha net ortaya koymak istiyorum: Antalya’nın güzelliklerini, Kemer’in değerlerini ve bölgemizde yapılan iyi işleri daha fazla paylaşmayı yeğleyeceğim. Çünkü Antalya, kimimizin doğduğu, kimimizin doyduğu, kimimizin çocuklarını büyüttüğü m...
  • Bayramın Gerçek Anlamı: Paylaşmak, Hatırlamak ve Umudu Kaybetmemek

    26 Mayıs 2026 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Kurban Bayramı, sadece takvimde yer alan dini bir gün değil; paylaşmanın, dayanışmanın, kırgınlıkları geride bırakmanın ve insan olmanın yeniden hatırlandığı özel zamanlardan biridir. Bayram sabahı erken saatlerde sokaklara yayılan o tanıdık telaş, çocukların heyecanı, büyüklerin duaları ve kapıları çalan misafirler aslında bizi biz yapan değerlerin hâlâ yaşadığını gösterir. Bugün modern hayatın yoğunluğu içinde birçok şeyi hızla tüketiyoruz. Zamanı, ilişkileri, hatta bazen sevgiyi bile… Ancak bayramlar bize yavaşlamayı, birbirimizi yeniden...
  • Ramazan’ı Uğurlarken, Bayramın Tatlı Başlangıcına

    18 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Ramazan’ı Uğurlarken, Bayramın Tatlı Başlangıcına Bir ay boyunca sabırla, sükûnetle, kimi zaman içimize dönerek, kimi zaman paylaşarak yaşadığımız Ramazan’ı geride bıraktık. Her iftar sofrasında biraz daha çoğalan bereket, her sahurda edilen dua ve her gün tutulan oruçla aslında sadece aç kalmadık; ruhumuzu da doyurduk. Şimdi ise o güzel ayı uğurlayıp, bayramın sıcaklığına adım atıyoruz. Ramazan, sadece bir ibadet ayı değil; aynı zamanda hatırlama ayıdır. Unuttuklarımızı hatırladığımız, ihmal ettiklerimizi telafi etmeye çalıştığımız bir ...
  • Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı?

    31 Aralık 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı? Cezaevlerinde tahliyeler başladı. Kapılar açıldı, umutlar yeşerdi. Ancak ne yazık ki sokaklara yansıyan manzara, bu umudu kısa sürede gölgeledi. Daha dün cezaevinden çıkan bazı isimlerin bugün yeniden suç dosyalarıyla anılır olması, toplumda haklı bir öfkeyi de beraberinde getirdi. “Gerçek cezalılar” diye tabir edilen, suçu yaşam biçimi haline getirmiş kişiler, kaldıkları yerden devam ediyor. Ama madalyonun bir de diğer yüzü var. Bir de “kader mahkûmu” denilen bir gerçek var. Borç yüzünden, y...