logo

İYİKİ DOĞDUN ATAM

Sezen Turhan

Sezen Turhan
sturhan016@gmail.com
İYİKİ DOĞDUN ATAM

19 Mayıs, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak milli mücadeleyi başlatması ve gençliğin bağımsızlığı anısına her sene kutlanmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları 1919 yılının 19 Mayıs günü ilk adımlarını Samsun’a attı. Atatürk’ün Samsun’a atanmasıyla uluşun kurtuluşu yolunda ilk adım atıldı. Ulusun kurtuluş meşalesinin yandığı 19 Mayıs 1919 tarihinde bağımsızlık yolundaki ilk adım atıldı. Atatürk’ün doğum günü olarak gördüğü 19 Mayıs Türk gençliğine emanet edildi. Her yıl 19 Mayıs günü Türkiye’nin dört bir yanında resmi törenler, spor etkinlikleri ve kültürel programlar düzenlenmeye başladı.

19 Mayıs 1919 Anadolu’da yeni Türk Devleti’nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk’ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs’ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır.

19 Mayıs’ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.

Bu sebeplerle her yıl 19 Mayıs günü, büyük bir coşkuyla kutlanmakta ve Atatürk saygıyla anılmaktadır. 19 Mayıs’ın anlam ve önemi ve bizi bu günlere getiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milleti için yaptıkları, her 19 Mayıs’ta Türk gençliğine en iyi şekilde anlatılmalı , gençlik kutladığı bayramın önemini çok daha iyi anlamalıdır.

Hepimizin bayramı, Atamızın da doğum günü kutlu olsun o zaman nice bayramlara..

302 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bayramın Gerçek Anlamı: Paylaşmak, Hatırlamak ve Umudu Kaybetmemek

    26 Mayıs 2026 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Kurban Bayramı, sadece takvimde yer alan dini bir gün değil; paylaşmanın, dayanışmanın, kırgınlıkları geride bırakmanın ve insan olmanın yeniden hatırlandığı özel zamanlardan biridir. Bayram sabahı erken saatlerde sokaklara yayılan o tanıdık telaş, çocukların heyecanı, büyüklerin duaları ve kapıları çalan misafirler aslında bizi biz yapan değerlerin hâlâ yaşadığını gösterir. Bugün modern hayatın yoğunluğu içinde birçok şeyi hızla tüketiyoruz. Zamanı, ilişkileri, hatta bazen sevgiyi bile… Ancak bayramlar bize yavaşlamayı, birbirimizi yeniden...
  • Ramazan’ı Uğurlarken, Bayramın Tatlı Başlangıcına

    18 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Ramazan’ı Uğurlarken, Bayramın Tatlı Başlangıcına Bir ay boyunca sabırla, sükûnetle, kimi zaman içimize dönerek, kimi zaman paylaşarak yaşadığımız Ramazan’ı geride bıraktık. Her iftar sofrasında biraz daha çoğalan bereket, her sahurda edilen dua ve her gün tutulan oruçla aslında sadece aç kalmadık; ruhumuzu da doyurduk. Şimdi ise o güzel ayı uğurlayıp, bayramın sıcaklığına adım atıyoruz. Ramazan, sadece bir ibadet ayı değil; aynı zamanda hatırlama ayıdır. Unuttuklarımızı hatırladığımız, ihmal ettiklerimizi telafi etmeye çalıştığımız bir ...
  • Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı?

    31 Aralık 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Tahliye Kapısı Açıldı, Peki Vicdan Kapısı? Cezaevlerinde tahliyeler başladı. Kapılar açıldı, umutlar yeşerdi. Ancak ne yazık ki sokaklara yansıyan manzara, bu umudu kısa sürede gölgeledi. Daha dün cezaevinden çıkan bazı isimlerin bugün yeniden suç dosyalarıyla anılır olması, toplumda haklı bir öfkeyi de beraberinde getirdi. “Gerçek cezalılar” diye tabir edilen, suçu yaşam biçimi haline getirmiş kişiler, kaldıkları yerden devam ediyor. Ama madalyonun bir de diğer yüzü var. Bir de “kader mahkûmu” denilen bir gerçek var. Borç yüzünden, y...
  • Yangınlar Kader Değil, İhmallerin Sonucu

    23 Eylül 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Her yaz aynı manzara: Alevler yükseliyor, ormanlarımız kül oluyor, biz yine sadece izliyoruz. Sonra birkaç günlüğüne gündem oluyor, ardından unutuluyor. Ta ki bir sonraki yangına kadar… Artık açık konuşalım: Bu yangınların çoğu “kader” değil, ihmalin, duyarsızlığın ve sorumsuzluğun sonucu. Yetersiz önlemler, eksik ekipmanlar, geç müdahaleler… Ve en acısı, bilinçsiz insanların doğayı hoyratça kullanması. Bir ormana atılan izmarit, söndürülmemiş bir mangal, doğada bırakılan cam şişe… Bunların her biri sadece bir dikkatsizlik değil, cinayet...